Ağır aksak gövdesiyle,
Pençeledi hürriyetin kalbini sökmek için,
Yüzyıl usanmadan.
Teslim olmadılar, ölmek değildi gaye.
Köyler yandı, ocaklar söndü,
Feryadı figan yankılandı yamaçlarında dağların.
Vadiler kızıla boyandı, kan tonunda.
Kibirli alayların ezberini bozdular zaman zaman.
Defalarca sektirdiler dizlerinde, düzenli birlikleri.
Her kaya siper, her meşe kale oldu.
Gel gör ki zalimdi zaman; daraldı alan, dağlandı insan.
Son nefes,
Son gayret göğsüne vuruldu.
Yediden yetmişe yıkıldı, ayrı ayrı kuytulara.
Kafkasya’nın yetim kalan ulu dağları,
Rüzgârın kanatlarında kaybolan evlatlarının arkasından,
Dilsiz bir ağıt yakmaktadır ebediyete dek sürecek.
Duman, kan ve barut kokusu yalarken,
Kafkasya’nın göğe uzanan mağrur alnını,
Yüzsüzce taşıdılar övünerek.
Denizlerde balıklar semirme telaşında.
Kanat taksa uçamaz insanlık Rus topraklarında.
İllaki hile, illaki hurda kalacak, bu ahlardan sonra.